Yazının Mütevazı Efendisi: Çivi Yazısı

Yazının Mütevazı Efendisi: Çivi Yazısı
  • 05 Nisan 2021

Çivi Yazısı

* Herkese merhaba!

Sümerler çivi yazısını yaklaşık 3000 yıl boyunca kullandı.

Yazı hepimizin günlük hayatta farkında olmadan kullandığı bir mucize aslında. Bilimsel olarak kabul edilen ilk insan türü olan Cro-Magnon’un tehlike anında çıkardığı garip sesler zamanla anlamlı ve sistemli çağrılara dönüştü. Bu çağrılar somut ifadelere evrilerek belki de ilk defa çivi yazısıyla hayat buldu.

Tarihi çağların yazıyla başladığını ilköğretim sıralarında duyduğumuzdan beri kendi yaşantımızla anlamlı bir ilişki kurma eğilimdeyiz. Bu eğilim bazen ‘acaba bizim gibi mi konuşuyorlardı’ ve ya ‘bizim gibi konuşmuyorsalar veya yazmıyorduysalar nasıl olur da iletişime geçerler?’ gibi sorularla harmanlandı. Kimimiz sorularına bir cevap bulup yola öyle devam etti kimimizse bu karmaşık dil evreninde pes edip kendi işimize bakar oldu. Şimdi biraz bu kapalı kapıları aralayıp yazının kökenine inmeye çalışalım. İnsanların dillerine dökülen soyut ifadeleri somut hale getirip sembollerle kağıt üzerine aktardığı bu yazı türü modern alfabelerin de bilinen ilk atasıydı aslında.

Bu bağlamda çivi yazısını nasıl çalıştığına şöyle bir göz atalım. Çivi yazısı bulunmadan önce tüm kavramlar belirli bir sembolle ifade edilmekteydi. Bir koyun bir at veya bir keçi zaten halihazırda sembollerle kil tabletlere çizilip ticaret hayatında önemli yerler tutuyordu. Örneğin bir tüccar bir kilogramı temsil ettiğini varsaydığımız bir çizgiyi kil tablete çiziyor ve elindeki ürünün de sayıca çokluğundan haberdar olabiliyordu. Fakat ifade edilmek istenen kavramlar ve soyut duygular olunca iş istenildiği gibi olmadı. Sadece bir çizgi çizmek çok sevdiğimiz bir kurabiyeyi almak için yeterli olmayabilirdi. Zira öyle de oldu. Yazının gelişmesinde işte bu ifade kıtlığı çok önemli bir yer tuttu. İcatların ihtiyaçtan doğduğunu söylemek bu noktada hiç yanlış olmayacaktır.

Çivi Yazısı

Daha fazla ifade, daha fazla ilişki

Günümüzde kullandığımız emojiler birden fazla duygu ve düşünceyi ifade etmemizi sağlayabiliyor. İşte çivi yazısının da öncülü olan semboller bu işte istediğimizi verememeye başladı. Bunu bir örnekle açıklayacak olursak ; "dağ" kelimesi "KUR", "su" kelimesi "A", "ağız" kelimesi ise "KA" olarak okunurdu. Şimdi "KUR.A.KA" diye özel bir isim yazılmak istendiğini varsayalım. Bunun için katip, önce bu ismi oluşturan resimleri yan yana çizip ‘dağın suyu içilir’ gibi anlamı olan bir cümle çıkarırdı ortaya. 

Bu durum yanlış anlaşılmaları ortaya çıkarabilecek bir ifade tarzını ortaya çıkartmıştı. Bunun önüne geçebilmek için her kelimenin sonuna kendisine ait sesle okunması gerektiğini belirten ifadeler koyuldu. Bu durum aslında ilk noktalama işaretlerinin doğuşunu bizlere gün gibi göstermekte. Daha sonra bu ayırma ekleri kadın erkek nehir ülke gibi tüm özel isimlerde de kullanılmaya başlandı. Ancak yine de gelişmekte olan bir dil olan çivi yazısından bazen 14 farklı anlama gelecek kelimeler de bulunabiliyordu.

Çivi Yazısı

Sağda çivi yazısıyla yazılan Hammurabi Kanunları ve hemen yanında Berlin’deki Pergamon Müzesinde bulunan Hitit çivi yazısına dair güzel bir örnek.

 

Çivi Yazısı

İlk muhasebe kayıtları

Token adı verilen bu tabletlere tarım ürünleri sembollerle işlenirdi.

 

Farkı farketmek ve fark ettiğinin farkında olmak

Çivi yazısı bir dil değildir. Konuşulanların bir düzleme aktarılmasını sağlayan bir yöntemdir ki bu genelde kil tabletler üzerinde olurdu. Genelde hecelere ayrılarak okumayı sağlayan ve en fazla 1000 karaktere sahip olduğunu düşündüğümüz bir ifade biçimidir. Bir alfabe için çok fazla karakter olması işleri bir hayli zorlaştırıyordu.

Örneğin kedi değil ke-di veya araba değil a-ra –ba şeklinde heceleyerek ifadeyi kolaylaştıran bir sembolleştirme biçimi. Çivi yazısını kullanarak oluşturulan diller de vardı bunlar elbette Sümerce ve Akadçaydı.

Çivi Yazısı

Tüm bunlarla beraber yazının finansal durumlarda kullanılması, kafa karışıklığına sebep olmamak ve ticaretin uzak topraklarda da yapıldığını göz önüne alarak evrensel bir ifade kazanmalıydı. Bu yüzden hesap taşları adı verilen taşlar tüm coğrafyada aynı şekilde kullanılmaya devam etti. Hatta yazı tamamen kullanılmaya başlandığında bile hesap taşları uzun bir süre varlığını devam ettirdi. Bu hesap taşlarının son derece kullanışlı olmasından kaynaklanıyordu.

 

 

Muazzez İlmiye ÇIĞ

Çivi yazısı her ne kadar zor olsada onu çözümleyip ait olduğunu dile çevirisini yapan kıymetli insanlar da yok değil. Bu kişilerden en önemlisi ülkemizin yetiştirdiği en kıymetli hocalardan birisi olan Muazzez İlmiye Çığ’dan başkası değildir.

20 Haziran 1914 yılında hayata merhaba diyen asırlık dev çınar, 15 Şubat 1936 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji bölümüne kaydoldu. Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye iltica etmiş olan ve Ankara Üniversitesi'nde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock'dan Hitit Dili ve Kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger'den Sümer ve Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürü derslerini aldı. 1940 yılında Ankara Üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivine uzman olarak atandı. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlenmişti. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılyay ve Dr. F. R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı, 74 bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu, 3 bin tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı.

1972 yılında emekli olduktan sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk da dahil Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.

Yapmış olduğu çalışmalarla ülkemiz kültür birikimine yeri doldurulamaz katkılar yapan Sümerolog, şuanda 106 yaşında ve sağlıkla yaşamına devam etmektedir.

 

Hakan DÜZENLİ

Seferihisar Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2014 yılında Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliğini bitirdim. Yine Manisa Celal Bayar Üniversitesinde Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde yüksek lisansımı yaptım. Öğrenci koçluğu ve eğitim danışmanlığı programında eğitimler alarak bu konuda kendimi geliştirdim. Fotoğrafçılık ve sinematografi alanına tutkuyla bağlıyım. Şuanda Ege Üniversitesi Radyo TV ve sinema bölümünde lisans eğitimime devam ediyorum. Öğretmenliğimi, kişisel donanımımla harmanlayarak Doğru Statü Eğitim Kurumlarında görev yapmaktayım.